Selamun Aleyküm,

ÖNDER’imizin çok değerli başkanlar kurulu üyeleri, değerli genel kurulumuz üyeleri, aramıza teşrif eden değerli milletvekilimiz, değerli il müdürlerimiz, değerli akademisyen hocalarımız, dernek başkanlarımız, basınımızın güzide mensupları…

Bugün, bu anlamlı günümüzde bizimle bu heyecanı paylaştığınız için, ben her birinize hassaten teşekkür ediyorum.

Bu çalışmada en büyük emeği olan ama maalesef üst üste iki ameliyat geçirmek zorunda kaldığı için aramızda bulunamayan İsmihan Şimşek kardeşimize buradan, Eyüp Devlet Hastanesi’ne yürek dolusu selam gönderiyorum.

Değerli misafirlerimiz,

Yeni bir yılın başındayız. Bu bizim için anlamlı bir zaman dilimi. Bu yılı, görevi devraldığımız 13 Haziran’dan beri yaptığımız faaliyetlerle birlikte çok daha iyi değerlendirecek ve 13 Haziran’da konuşmuş olduğumuz, üzerinde müzakereler yaptığımız “nitelikli yenilik” etrafında çok daha nitelikli faaliyetler yapacağız.

Bütün bu nitelikli faaliyetleri muhteva ve şekli meczederek beraber yapma çabası içerisindeyiz. Sadece muhteva değil ama sadece şekil de değil, birini diğerine kurban etmeden ikisini beraber bir arada ele alarak imam hatiplerimize, imam hatip camiamıza çok daha nitelikli hizmetler yapacağız inşallah.

Tekrara düşmemek için ÖNDER’in geçmişinden çok uzun bahsetmeyeceğim ama önemli birkaç tarihi dönüm noktasına değinmek istiyorum.

1958, camilerde namaz kıldıracak kişinin bulunmadığı, cenazeleri kaldıracak kişilerin bulunmadığı bir dönemden hamdolsun bugün hayatın bütün alanlarında, ülkemizde ve artık yurt dışında da hizmet eden bir camiadan bahsediyoruz.

1958’de bu kutlu davayı ve kutlu hizmet kervanını başlatan bir kısmı aramızda olan ama bir kısmı da vefat etmiş olan bütün büyüklerimizi; vefat etmiş olanları rahmetle yâd ediyoruz, aramızda bulunan büyüklerimizi de saygı ve hürmetle selamlıyoruz.

O günden bugüne imam hatip serüveninin yaşamış olduğu sıkıntıları ÖNDER de yaşadı. Ama ÖNDER, bu sıkıntıların hep aşmanın mücadelesini verdi. 12 Eylül’de sıkıntılar yaşandı, 1960 ihtilalinde sıkıntılar yaşandı ve en yakın tarihte, hazirunun hemen hepsinin belki şahitlik ettiği 28 Şubat sürecinde sıkıntılar yaşandı.

Allah’a şükür ÖNDER’in öncülüğünde bu sıkıntılar daha az bedelle atlatılmış oldu ve bugün imam hatiplerle ilgili 2012’de başlamış olan 4+4+4 sistemi ile birlikte bu öncülük ve önderlik taçlanmış oldu.

Biz bugün imam hatiplerin yeniden ülke gündemine gelmesini konuşuyorsak burada başta ÖNDER’imiz olmak üzere Ensar’ımız, İlim Yayma’mız ve diğer STK’larımızın yadsınamaz desteği söz konusu. Ben bu vesileyle emeği geçen herkese özellikle en zor zamanda mücadele etmiş olan büyüklerimize ÖNDER yönetimimiz adına tekrar teşekkür ediyorum.

Değerli misafirlerimiz,

Aramızda gençler var, ben gençleri görünce heyecanlanıyorum. 13 Haziran’da arkadaki ekranda da yansıyan “nitelikli yenilik” çerçevesinde bazı çalışmalar yaptık. Öncelikle ÖNDER’imizin kurumsal yapısını revize ettik. “Bayrağı devraldığımız Hüseyin Korkut Başkanımızdan bir adım daha nasıl ileriye götürebiliriz” sorusunun cevabını arama çabası içerisinde olduk.

Bize destek veren çok değerli yönetim kurulu üyelerimiz, disiplin, denetleme kurulu üyelerimizle birlikte geçen 6-7 ay içerisinde önemli mesafeler katettik. Kurumsallaşma ile birlikte iki önemli hususu gündemimize aldık. Bunlardan biri “teşkilatlanma” faaliyetleriydi.

Türkiye genelinde ÖNDER’le beraber hareket eden ve ÖNDER’in çatısı altında faaliyet yürüten 400’ü aşkın derneğimiz var. Bütün Türkiye’yi gezerek bizzat kendileriyle yerinde meselelerimizi ele alarak teşkilatlanma çalışması yaptık. Bu teşkilatlanma çalışmasını yaparken iki önemli başlığı sürekli gündemimizde tuttuk ve hamdolsun önemli mesafeler katettik.

Birincisi, az önce vurguladığım gibi gençlerimiz. Bizim bütün faaliyetlerimiz, bütün bu lansmanlarımız, etiketlerimiz eğer gençlere değiyorsa, eğer gençlere hizmet etmeye vesile oluyorsa bir anlamı var. Ama eğer gençlere hizmet etmiyorsa maalesef çok fazla kıymeti yok. O yüzden gençleri, tabiri caizse odak noktası olarak belirledik ve bu noktada önemli çalışmalar yaptık.

İkincisi olarak teşkilatlanmayla da alakalı olarak okul aile birliklerimizi gündemimize aldık. Esin kaynağımız İmam Gazali idi. İhya’da söylediği gibi ‘ebeveyni’, ‘okulu’ ve ‘sosyal çevre’yi bir arada tutarak bu üçünü eş güdümlü bir şekilde yürüterek, ‘bir çocuğun eğitimini bütüncül ve sağlıklı olarak ele alabiliriz’ inancıyla hareket ettik ve bu doğrultuda okul aile birliklerimizle Türkiye genelinde çok önemli adımlar attık.

Rabbimize sonsuz hamd olsun.

Ve konuşmamda birkaç kez atıfta bulunduğum üçüncü husus olarak da “nitelikli yenilik” temasına yoğunlaştık. Nitelikli yenilikte ‘muhteva’ ile ‘biçim’i ele alma çabası içerisinde olduk. Niteliği sürekli yenilikle birlikte desteklememiz gerektiğine inandık ve çalışmalarımızda bunu kendimize düstur edinmeye çalıştık. Ve yine yenilikle beraber niteliği ele alırken meseleye bütüncül bakma çabası içinde olduk. “Bütünüyle nitelik, bütünüyle yenilik” dedik. Derneklerimizle yenilik, kurullarımızla yenilik, görüntümüzle yenilik, programlarımızla, içeriğimizle, muhtevamızla yenilik ve en önemlisi de imam hatip meselesini bundan sonra uluslararası bir model olarak ele almak için nitelik dedik ve bu boyutlarıyla adeta küresel bir mesele gibi bu meseleleri bütüncül olarak ele aldık.

Biz 2016’nın Ocak ayındaki bugünümüzü, bayrağı devraldığımız 13 Haziran’ı ve bugüne kadar yapılmış olan bütün hizmetleri birlikte ele alarak yeni bir evrede olduğumuza inanıyoruz. Özellikle bu evrenin özel boyutu “din eğitimi” alanıdır. Aramızda çok değerli Din Eğitimi Genel Müdürümüz Nazif Yılmaz Bey var. Bu toplantıya gelmeden önce de kıymetli Nazif Hocamızla birlikte uzunca bir istişare yapma imkânımız oldu. Din eğitimi alanının çok daha etkili çok daha yaygın ve bütün boyutlarıyla ele alınması gerektiğini beraber istişare ettik. Biz ÖNDER’in ve ÖNDER’le birlikte diğer bütün derneklerimizin en önemli ve en özel çalışma alanı olarak bunu telakki ediyoruz.

Bununla birlikte imam hatip modelinin İslam dünyasında en mutedil model olduğuna inanıyoruz. Bu modelin yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyor ve bu doğrultuda ilgili kurumlarla, kuruluşlarla birlikte çalışmalar içerisindeyiz ve bundan sonra çok daha güzel faaliyetleri birlikte gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

Yine buraya gelmeden konuştuğumuz doğrultuda çalışma alanı olarak aynı zamanda bugünlerde de gündemde olan seçmeli dersler konusunu da önemli, özel bir gündemimiz olarak kabul ediyor ve bu doğrultuda çalışmalar yapıyoruz.

“Yeni evre” derken bu evrede kurumsal kimliği önemli bir başlık olarak ele alıyoruz. Nasıl ki niteliği bütün boyutlarıyla değerlendiriyorsak estetiği de bütün boyutlarıyla değerlendirmeliyiz. Bu inançla hareket ediyoruz. Hayatımızın bütün alanlarında, bütün işlerimizde, bütün yapıp ettiklerimizde estetiği göz ardı etmeden bu yönüyle de nitelikli çalışmalar ortaya koymalıyız diyoruz ve kurumsal kimlik çalışmamızı bu çerçeveye oturtuyoruz.

Biz Rabbimizin ihsan ile cemal vasıflarına inanmış insanlarız. Yaptığımız her işi en güzel şekilde yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Ve en güzelin, en iyinin Müslümanlar tarafından yapılması gerektiğine inanıyoruz.

ÖNDER gibi bu kadar geniş yelpazede faaliyet yürüten derneklerin, kuruluşların bütün faaliyetler arasında insicam olması, uyum olması, bugünkü literatürle ifade edecek olursak ortak bir konseptinin olması gerekir. Bizim kurumsal kimlik çalışmamız bu yönüyle anlamlıdır, önemlidir ve biz meseleye bu merkezden bakıyoruz. Sıkça konuştuğumuz çok değerli büyüklerimizin de zaman zaman dile getirdiği “imam hatip ruhu”na vurgu yapıyoruz ve bu ruhu arıyoruz aslında. Bazen nostalji gibi de oluyor “nerede o eski günler” diyoruz ama gerçekten imam hatip ruhunu arıyoruz. Ama biz o ruhu uzaklarda aramak yerine bugün gençlerimizle birlikte “zamanın ruhu” dediğimiz anlayışla aramayı savunuyoruz. O ruh buralarda, aramızda, gençlerimizde. O ruhu el birliği ile ortaya çıkaracağız inşallah. Bir taraftan bu ruh arayışı içerisindeyken o ruhu, o inceliği, o derinliği aynı zamanda bedenle, fizikle buluşturma çabası içerisindeyiz. Kurumsal kimlik çalışmamızı bu gerekçe ile yapıyoruz.

Çok kıymetli misafirlerimiz!

Konuşmamın sonuna gelirken şöyle bir ufukla meseleye bakmamızın faydalı olacağına inanıyorum. Önümüzdeki on yılları da bu yaklaşımlarımız şekillendirecek ve destekleyecek. Aramızda siyasiler, bürokratlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri var, yazarlarımız, kanaat önderlerimiz, akademisyenlerimiz var. Ve bugün imam hatip mezunu olarak kendi alanlarıyla ilgili bu topluma önderlik yapıyorlar. Nasıl ki onlar o gün okudular ve bugün öncülük yapıyorlar; bugün okuyan kardeşlerimiz, çocuklarımız, gençlerimiz de eğer onlara iyi hizmet edersek, onlara o ruhu verebilirsek önümüzdeki on yıllarda bütün bir İslam dünyasına ve inşallah bütün bir insanlığa hizmet edecekler. Ben bütün benliğimle bunun gerçekleşeceğine inanıyorum. Bu, biz tembellik yapsak da gerçekleşecek Allah’ın izniyle, biz gayret edip bir yerinden tutarsak da gerçekleşecek. O zaman bunun onuru ve şerefi bizlere, hepimize ait olacak.

Bütün bu yaşadığımız evreler, 1923’ler ki biz ona “engelleme dönemi” diyoruz. 1950’ler İslam’ı, “dini koruma dönemi” diyoruz. 1970’ler imam hatipler ve din eğitimi alan büyüklerimiz vesilesiyle “gelişme dönemi” diyoruz.1990’lar bir yönüyle “yayılma dönemi.” Yaygın halde din eğitiminin etkili olduğu bir dönem olmasına rağmen 28 Şubat gibi talihsiz bir “engellenme dönemi” ve 2010’lar… İnşallah yeniden kurma, kuruculuk yapma, yeniden önderlik yapma, öncülük yapma dönemi olarak görüyoruz. Ve bütün bu dönemleri, az önce arkadaşımızın ifade ettiği gibi bir “kapı” metaforuyla, bir “kubbe” metaforuyla ele alıyoruz ve bizden önce başlamış olan bu yolculuğun bizimle beraber bir noktaya kadar gideceğini ama ne bizimle başladığını ne de bizimle biteceğini Allah’ın izniyle sonsuza kadar devam edeceğini düşünüyoruz. Ve ÖNDER logomuzu da bu çerçevede ele alıyoruz.

Çok değerli misafirlerimiz,

Ben katıldığınız için tekrar her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu çalışmada çok ciddi emeği olan başta Tanıtım Komisyonumuz olmak üzere, istişare ettiğimiz bütün kurullarımıza, diğer dernek başkanlarımıza ve bu işin görünmeyen emekçilerine ve en önemlisi bizi bu değişime zorlayan gençlere, çocuklarımıza, hepsine, hepinize teşekkür ediyorum.

Logomuzun ÖNDER camiasına, imam hatip camiasına, ülkemize, bütün İslam dünyasına yeni ufuklar, yeni çığırlar açmasını diliyorum. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.


 

*23 Ocak 2016 tarihinde gerçekleşen Logo ve Kurumsal Kimlik Tanıtım Programında Genel Başkan Halit Bekiroğlu tarafından yapılan konuşmanın metin halidir.

23.01.2016