ÖNDER genel kurulunu gerçekleştireli tamıtamına bir yıl oldu; koca bir yıl, kısacık bir yıl…

13 Haziran 2015’te 53. Genel Kurulumuzu yaptığımızda 58 yılı arkamızda bırakmıştık…

Dile kolay, 58 yıl; bir ömür! İçinde doğumu, emeklemeyi, delikanlılığı, olgunluğu barındıran koca bir ömür…

Kimi “bayrak yarışı” der buna, kimi “emaneti üstlenmek”, modern yaşam biçiminin “tüketici ve kirletici” etkisiyle de kimi “basamak” olarak düşünür bu tür görevleri…

Öyle bir kirlenmişlik ki bir şeyin “sadece ve sadece Allah için” yapılabilmesi küçücük bir ihtimal olarak dahi görülemez. Koşturmaca varsa, fedakarlık, sıkıntı, stres varsa mutlaka bir karşılığı olmalı, diğer tarafta değil, bu tarafta, hemencecik en kısa yoldan. Aksi halde bu kadar saflığı başka nasıl izah edebiliriz ki!

Bir yıl önce bugün ÖNDER’deki kadim dostlarla ve yeni katılan dostlarımızla yola çıktık; genciyle yaşlısıyla, erkeğiyle bayanıyla, hayatın farklı alanlarında, Anadolu’nun farklı illerinde dostlarla yürüyüşümüze yeniden Bismillah dedik…

Kendini merkeze alan bir yaklaşımla değil, “genel merkez” vb. daraltıcı tehlikelerden uzak durarak tüm mekanları merkez kabul eden bir anlayışla ilçe ilçe, il il gezdik, yetinmedik yurdun dışına taştık. İstedik ki “imam hatip modeli” gibi “makul ve mutedil bir model”den herkes haberdar olsun…

“Her çocuk bizimdir” anlayışıyla baktık yaptıklarımıza. Elitist, ayrıştırıcı, dışlayıcı, ötekileştirici yaklaşımlarla değil, “yaradılanı severiz Yaradan’dan ötürü” ruhuyla her gencimizi parçamız saydık, her insanı ayrı bir dünya, her yeteneği keşfedilmesi gereken ayrı bir cevher olarak gördük…

İslam dünyasının ve insanlığın yaşadığı krizi aşacağımıza inandık. Bu neslin önceki nesillerin öncülük yaptığı alanı daha da genişleteceğine ve derinleştireceğine inandık. Gördük ki beğenmediğimiz gençlerimiz bizleri aşacak kapasiteleriyle meğer küçücük bir dokunuşu bekliyorlar. Onların hizmetinde olmayı onların önünde olmaya tercih ettik…

13 Haziran 2015’te güzel bir temamız, etkili bir sloganımız vardı; “nitelikli yenilik”. Niteliği yeni biçimlerde, yeniden ele alıp imam hatip camiasının sayısal artışının hakkını verme çabasında olduk…

Bu uzun, engebeleri olsa da tatlı yolda koca bir yılın ajandasını kapattık, hızlıca geçen bir yılın. Önümüzde bir yılımız daha var, gençlerimizin öncülük yapacağı onlarca yılımız, bizi “dondurulmuş İslam medeniyeti”ne taşıyacak asırlarımız…

Ye’se kapılmadan, kendimize haksızlık yapmadan, böbürlenmeden, kibirlenmeden yolumuza devam edelim istiyoruz…

Küçük hesapları elimizin tersiyle itip, kaprislerimizi, takıntılarımızı, hizipçiliklerimizi, taassuplarımızı bir tarafa bırakıp “sadece Allaha kulluk yapan” ve “ben müslümanlardanım” diyen “imamlar/önderler” yetişsin istiyoruz…

Yaşadığımız tüm travmalardan sıyrılıp “güzel olanı en güzel şekilde” yapmayı ve yaşamayı, her türlü “konjonktörel hastalıklar”ın ötesinde “ebedi hayat”ımızı kurtarmayı öncelemek istiyoruz…

Her şeyin paraya, makama, kariyere, tüketime tahvil edildiği bir dönemde bir şeylerin “sadece ve sadece Allah rızası için” yapılabileceğini iliklerimize kadar hissetmek istiyoruz…

Geçen yılın 13 Haziran’ını tüm dostlarımızla, kader arkadaşlarımızla, imam hatip camiasıyla, bir kez daha muhabbetle, aşkla, tefekkürle hatırlayıp 2017’nin 13 Haziran’ına onurumuzla, şerefimizle, amellerimizle pîr-u pâk ulaşmak istiyoruz…

Halit Bekiroğlu

 

14.06.2016