Bu Yıldızlar Sönmesin! Burslarımızla Destekleyelim.

............................................

Önder ve Wonder´e bağış yapabilmek için banka hesap numaraları...

............................................

 

 
 

 
Mailiniz :
 
 
 
 
    
Kendini Tüketme
 
 

Suç sayılırsa kelimeler, ayıp olursa farklı olmak, tehlikeli görülürse düşünmek, o zaman kendi enerjimizi tüketmiş oluruz. Gençliğimizi daraltmış, büyüklüğümüzü küçültmüş, hoşgörümüzü yok etmiş, sevgimizi bitirmiş olmaz mıyız? Özellikle de insan olma erdemimizi yitirmiş olmaz mıyız

Biz Yunusça, yaratılanı hoş görürüz “Yaratan’dan ötürü” diyebilen büyük bir yürek taşımıyorsak, “kendi için istemediğini bir başkası için istemeyen” bir anlayışa sahip değilsek, insan olduğumuzu aklımızdan çıkardıysak, artık basiretimiz bizi kötülüklerden arındırmıyorsa, tevazuyu özümüzden koparıp attıysak, “Ahsen-i takvim” olarak yaratıldığımızı söyleyebilir miyiz?

Unutulmamalısın sevgili genç kardeşim,
İnsanın en can alıcı hasmı, kendi nefsidir. Onun için nefsine haddi aşmamayı, kendini ilah göstermemeyi ve sınırları zorlamamayı öğretmen lazım. Hem de çok iyi öğretmen lazım ki, kazanılan değerler, heba olup gitmesin… Şerefler ayaklar altında ezilmesin… Bedenler kor ateşte yanmasın… Kutsallar adileşmesin… Basit ve kayda değer olmayan vukuatlar ortaya çıkmasın…

İşte tüm bunlar için, nefsin terbiye edilmesi ve insanın kendini tüketmemesi gerekir. Çünkü nefsin aman tanımaz azmanlığı, insanlığın infilakı demektir. Melekten üstün yaratılan insanın, melekler kadar temiz olması yerine, şeytan kadar habis olması demektir.

“Her bildiğini söyleme,
ama her söylediğini bil.”
Marcel Lenoir

İstanbul’un arka mahallerinden birinde bir pastanede oturan bir çift varmış. Genç adam, karşısındaki nişanlısıyla laflarken, gözü binaların arkasındaki en üst katı görünen Hilton oteline takılmış. O an otelin görünen yüzüne bakarak, içinden şöyle geçirmiş: “Şu anda Hilton’un kafesinde oturmak vardı.”

Genç adam böyle düşünürken, pastanenin önünde seyyar simitçiden simit alan bir kızın gözleri de pastanede oturan bu iki müşterinin üzerindeymiş. İçinden: “Şu anda o masada oturup bir fincan çay içmek vardı,” diye geçirmiş. Fakat kendisini takip eden bir çift gözden o da habersizmiş.

Pastaneye yakın bir parkta, yazıları silinmiş bir banka oturan ihtiyar adam, elindeki simitle kaldırımda dikilen genç kızı inceledikten sonra, ceplerini yoklamış ve boş astarı dışarı çıkıp mahzunca bakmış. O da içinden: “Şu anda bir simide sahip olmak vardı,” diye geçirmiş.
Bu esnada ihtiyarın ayağının dibinde çelimsiz bir kedi yavrusu durmuş. Başını kaldırmış ve adamın yüzüne bakmaktaymış. Ve o kedi yavrusu da içinden: “Şu an konuşabilmek vardı,” diye geçirmiş. İşte hikayede de gördüğün gibi, her zaman senden daha ihtiyaçlı biri vardır. En önemlisi de halini anlatabilecek güçteysen şükretmen gerekir. Kendini yiyip bitirmen değil…
Nefsi isteklerine gem vurabilirsin. İstersen bu zorluğun da üstesinden gelirsin. Çünkü bir şeyi gerçekleştirmeye olan arzu, üç basamakta halledilir. İlk basamak dilektir.

“Dilek” durumunda olan bir arzunun gerçekleşebilmesi için, önce bunun “istek” basamağına çıkması gerekir. Üçüncü basamağın adı “adanmak”tır. Adanmanın en basit tarifi, bir işin delisi olmaktır. Bir işin delisi oldun mu, artık o senin damarlarında dolaşmaya başlar. Günde 24 saat onunla meşgul olursun. Aynen âşıklar gibi… Dilek, istek, adanmak…

Sevgili dostum,
Ne olursun, bu kadar basit sebepler ve olumsuzlar için kendini tüketip, asıl yapman gerekenleri teğet geçme. Bu üç basamağı sabır ve azimle çıkmaya çalış, bak her şey daha güzel olacaktır. Unutma, her şey olacağına varır…

 
YORUM GÖNDER  |  YAZIYI GÖNDER  |  YAZDIR

YAZININ YORUMLARI



Hiç Yorum Yapılmamış







İMAM-HATİP LİSELERİ MEZUNLARI MENSUPLARI DERNEĞİ
Kuruluş : 1958 ALEMDAR MAH. HÜKÜMET KONAĞI SOK. NO:7

(İstanbul Valiliği Sokağı, Hacı Beşir Ağa Camii Külliyesi)

34110 CAĞALOGLU / İSTANBUL TEL: 0212 519 09 53-519 12 76-519 12 77
FAKS: 0212 519 09 57