Bu Yıldızlar Sönmesin! Burslarımızla Destekleyelim.

............................................

Önder ve Wonder´e bağış yapabilmek için banka hesap numaraları...

............................................

 

 
 

 
Mailiniz :
 
 
 
 
    
ÖNDER Olma Hikayesi
 
 

Çok uzun ve eski bir hikaye anlatacağım sizlere. Tarihin derinlerine saklı sancılardan başlayıp yarınlara eklenen dualarla devam eden bir yolculuk öyküsü. Yola çıkanlardan ilki merhum Üstat Celaleddin Ökten Hoca, o zamanlar attığı adımların bugün vardığı menzili hayal bile edemezdi belki de. Onunki, 30 yıl boyunca din eğitimi adına tek kelime öğretilmemiş bir ülkede, doğuyu da batıyı da tanıyan erdemli ilim adamları çıkaracak bir nesil yetiştirme rüyasıydı. 1951 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin kapısını çaldığında, cebinde 7 yıllık İmam Hatip Okulları’nın müfredatını taşıyordu. Celal Hoca’nın zihnindeki insan modelini yetiştirecek eğitim kurumlarının projesi böylece kağıda dökülmüştü. Geleceğin “Dini ilimlerle mücehhez, bu ilimleri sağlam ve salim bilen ama garp kültürüne ve müspet ilimlere de vakıf olan alimler” tarafından kurulması fikri Bakan Tevfik İleri’nin de üstün gayretleriyle 1951 yılının sonbaharında somut olarak hayata geçirildi.  


Adana, Ankara, Isparta, İstanbul, Kayseri, Konya ve Maraş olmak üzere 7 vilayet merkezinde açılan imam hatip okulları bir tarafı tamamen karanlığa terk edilen ilim ve kültür dünyamızda yıllar sonra yakılan ilk kandillerdi. İstanbul’da 17 Ekim 1951’de açılan okulun ilk binası Aksaray’da Langa adı verilen yerde tek göz oda eski kubbeli bir yapıydı. Celal Hoca bu okulun hem müdürü hem hocasıydı. O sene yılbaşına kadar çift tedrisat yapılarak, 270 kayıtlı öğrencinin eğitimleri burada sürdü. Yılbaşı tatili sonrasında öğrenciler artık Zeyrek’te Vefa Lisesi’nin arkasında bulunan, bugün İlim Yayma Cemiyeti’nin yurt olarak kullandığı binaya taşınacaklardı. Burası daha önce sübyan mektebi olarak kullanılmış, iki katlı, itfaiyeden çürük raporlu kullanılamaz halde olan ahşap bir binaydı. Tüm eksikleri yetişecek ideal nesil rüyasına inanan samimi insanların maddi manevi hizmetleriyle tamamlanan bu binada eğitim-öğretim devam ederken, İlim Yayma Cemiyeti’nin katkılarıyla Fatih Çarşamba’daki yeni binanın temelleri de atıldı.   


Nerede olursa olsun okunuyor, zaman mekan fark etmiyordu ancak imam hatip öğrencilerinin çok daha büyük sorunları vardı. O zamanlar, bu sıralarda okuyan hiçbir öğrenci gelecekte ne olacağını, sosyal hayatın onu nereye koyacağını bilmiyordu. Sırf Allah Rızasını kazanmak amacıyla Anadolu’dan, hatta görev yaptığı camiden kalkıp gelen, çoğu hafız ve icazetname sahibi bu talebeler, üzerlerinde oynanan oyunların ve din konusunda kafası hayli karışık Türk siyasetinin gölgesi altında, “acaba bir gün biz de bu okullara hoca olabilecek miyiz” diye geçirdiler içlerinden. Her yıl üretilen korku senaryoları, öğretmenlerin hatta bizzat müdürlerin menfi propagandaları arasında 7 yıl geçtikten sonra İstanbul İmam Hatip Okulu’ndan 40 kişi mezun oldu.


Üniversite Hakkımız


1958 yılında diplomalarını alan bu ilk mezunların yapacakları ilk iş üniversite okuma hakkını almak olacaktı. Daha lisedeyken heyet oluşturup Ankara’ya gidip gelmeye başlayan gençler, mezun olduktan sonra yapacakları çalışmaları resmi bir çatı altında toplamak amacıyla “İstanbul İmam Hatip Okulu Mezunlar Cemiyeti”ni kurdular.


 Başbakan Adnan Menderes’in “Bu yıl okullarımız mezun veriyor. Önümüzdeki yıl biz onlara yüksek tahsil kapılarını açıyoruz. Yüksek tahsil de yapacaklar.” Sözü üzerine sevinerek memleketlerine dönen mezunlar yüksek öğrenim umuduyla tekrar İstanbul’a geldiklerinde vaat edilen kapıların henüz aralanmadığını gördüler. Çünkü 7 yıl önce imam hatip okullarını açtıran kararda imzası olan Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri görevden alınmış, yerine Celal Yardımcı geçmiştir. Bir sene boşluğun ardından Celal Yardımcı’nın görevden ayrılmasıyla Tevfik İleri Milli Eğitim Bakanlığı vekaletinde bulunur. Böylece İmam Hatip Okulları gibi Yüksek İslam Enstitülerini de hayata geçirmek Tevfik İleri’ye nasip olur. Bu arada 1 yıl boşta kalan imam hatip mezunlarından bir kısmı askere gitmiş bir kısmı da düz lise imtihanlarını vererek ikinci bir diploma daha almıştır.


Mezunlar Cemiyeti ilk hedefini gerçekleştirmiş defalarca Ankara’ya gidip yetkililerle görüşerek Yüksek İslam Enstitüleri’nin açılmasını sağlamıştı. Ancak açıldığı günden bu yana din-devlet kavşağında gidip gelen, her devrin karar mekanizmasına göre akıbeti üzerinde onlarca senaryo üretilen imam hatip okulları için hiçbir hak mutlak kazınılmış sayılmazdı. Hal böyle olunca mezunlar cemiyetinin yüklendiği misyonun ağırlığı günden güne arttı. İmam hatip okullarını ve mezunlarını her platformda başarıyla temsil eden cemiyetin ismi 1960’ların sonlarında “İstanbul İmam-Hatip Okulu Mezunları Derneği” olarak değiştirildi. İlerleyen yıllarda karşı karşıya kalınan sorunların çeşitliliğine paralel olarak faaliyet alanları da genişleyen dernek, sonunda tüm Türkiye’yi içine alan bir şemsiye kurum olarak yakın tarihimizdeki yerini alacaktı.


Tohum’lu Yıllar


 Ankara bürokrasisiyle hararetli görüşmeler, hak arayışları, hukuk mücadeleleri sürerken sosyal ve kültürel alanda da kendi aksini görmek isteyen imam hatipliler, mezunlar derneği kanalıyla aylık dergi yayınlamaya başladılar. Tohum dergisi dernek kurulduktan yaklaşık 1 yıl sonra yayın hayatına girerek dönemin önemli kalem erbaplarını kendi ikliminde toplamanın yanı sıra genç yeteneklere de kendilerini geliştirebilecekleri bir zemin oluşturmuştu. Kısa zamanda İmam Hatip öğrencileri, üniversite gençliği ve kültür-sanat dünyasının önemli temsilcilerinin kitaplığına girmeyi başaran Tohum dergisinin Beyazıt Beyazsaray’daki merkezi bir buluşma noktası haline geldi. Aynı zamanda dernek faaliyetlerinin de omurgasını oluşturan “Tohum Yayınları” bir nevi zihni faaliyet alanı olmuştu. Dernek çalışmaları ve toplantılar da Beyazsaray’da bulunan bu merkezde yapılıyordu. 


İstanbul İmam Hatip Mezunlar Derneği’nin ilk başkanı, bir dönem milletvekilliği de yapmış olan İhsan Toksarı’ydı. Ardından Yahya Kutluoğlu, Kazım Serhatlı ve Faruk Kaya gibi isimler mezunlar derneğine başkanlık etmenin yanı sıra o zamanlar Ankara’da bulunan daha sonra 1980 darbesiyle kapanan İmam Hatip Mezun Dernekleri Federasyonu ile işbirliğini sürdürmüş ve Tohum Dergisi’nin düzenli olarak yayınlanmasını sağlamışlardı. 1978 yılında ise dernek yönetim kurulu başkanlığını İbrahim Solmaz devraldı. Ancak 2 yıl sonra 1980 yılında gerçekleşen askeri darbe ile bütün sivil toplum kuruluşlarının kepenkleri indirildi, resmi olarak çalışmalarına son verildi. Beyazsaray’da Tohum yayınlarıyla birlikte faaliyet gösteren İstanbul İmam Hatip Mezunlar Derneği de merkezin bir bölümünü dernek adına ayırıp kapalı tuttu. Diğer kısmında faaliyet gösteren Tohum Yayınları ise darbe yıllarının olumsuz koşullarına direnerek ayakta durmaya çalıştı.


Birkaç yıl sonra derneklerin faaliyetlerine izin verilince Emniyet Müdürlüğüne müracaat edip faaliyete geçen ilk dernek İstanbul İmam Hatip Mezunlar Derneği oldu. Tohum Kitapevi Beyazsaray’daki varlığını sürdürürken derneğin merkezi önce Kocamustafapaşa’ya ardından da Karaköy’e taşındı. Bu dönemde Dursun Topaloğlu ve Süleyman Erdemir genel başkanlığı üstlenen isimlerdi.


 “Önder” Olmak


O günlerde imam hatiplerin orta kısımlarının kapatılması şayiası duyulmaya başlanmıştı. Daha önce de 1971 yılında uygulanan ancak 74’de düzeltilen bu budama hareketine karşı kenetlenmek ve tüm Türkiye’de örgütlenme çalışmalarına bir an önce başlamak gerekiyordu. Yönetim kurulu üyeleri arasında bulunan Süleyman Erdemir, İbrahim Solmaz, Numan Kurtulmuş, Fatih Saraç, Mehmet Bilgin, Celal Erbay, Kerim Aytekin, Vehbi Kahveci, Muhammed Hilmi Genç gibi isimler ve imam hatip camiasının önde gelenleri derneğin yeni dönemde imam hatiplerin hamisi misyonunu üstlenerek, bu okulların yaşamasını, gelişmesini sağlayacak, mezun ve mensuplarının sorunlarının çözümü için çalışacak bir çatı kuruluş olması görüşü üzerinde birleştiler. Bu fikre uygun olarak derneğin adı önce İstanbul İmam Hatip Liseleri Mezunları Derneği, sonra İstanbul İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği, daha sonra ise İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği olarak değiştirildi. En sonunda da başına Önder ismi getirilerek bütün Türkiye’yi kapsayacak şekilde yapılandırıldı.


Artık çalışmaların odak noktası imam hatip okullarının fiziki yapılarının iyileştirilmesi, eğitim kalitesinin artırılması ve yeni okulların açılmasını sağlamaktı. Bu arada Beyazsaray’daki Tohum kitapevi kapatılmış dernek merkezi de Karaköy’den Fatih’e taşınmış, genel başkanlığı ise yeniden İbrahim Solmaz devralmıştı.


28 Şubat’ın Ayak Sesleri


90’lı yıllar imam hatip liselerine teveccühün arttığı, halkın büyük ilgisiyle Türkiye genelinde hem okul sayısında hem de öğrenci sayısında önemli ölçüde artış yaşandığı yıllardı. Ama bu teveccüh ardından gelecek sıkıntılı yılların da habercisiydi. Kimileri için güven ve kalitenin adresi olan bu okullar kimileri içinse tam bir tehdit olarak görülüyordu. “Her okula bir mezun derneği” sloganıyla tüm Türkiye’de teşkilatlanmanın ilk adımları, işte bu yıllarda, başarı haberleriyle birlikte ayak sesleri duyulmaya başlanan sıkıntılar arasında atıldı.


1996 yılına gelindiğinde çoğunluğu halkın gayretleriyle yaptırılmış 125 imam hatip okulu binası eğitime açılmayı bekliyordu. Bu tarihte Refah-yol hükümetinin iktidara gelmesiyle hem hukuki hem de bürokratik düzlemde karşı karşıya kaldıkları sıkıntıların aşılacağını ümit eden imam hatipler sonradan Türkiye tarihine postmodern darbe olarak geçecek bir askeri ihtilale gerekçe gösterildiler. 


1960’lara kadar gündeme gelmeyen başörtüsü karşıtlığı bu tarihten sonra yavaş yavaş kendisini hissettirmeye başladı. Çünkü üniversitelerde başörtülü öğrencilerin sayılarının giderek artması belli çevrelerde rahatsızlık oluşturuyordu. Bu rahatsızlık çok geçmeden yasakçı ve baskıcı zihniyetin hortlamasına neden oldu.


1980 yılından sonra gündemimizden hiç eksik olmayan başörtüsü probleminin tekrar yoğun olarak tartışılmaya başlanması ise darbeler tarihinin son halkası olan, 28 Şubat 1997 askeri müdahalesiyle birlikte oldu. Bu süreçle birlikte yükseköğretim kurumlarında başörtüsü yasağı hızla uygulanmaya başlandı ve 2002 yılı itibariyle yasağın uygulanmadığı hiçbir üniversite kalmadı. 2001 yılında imam hatip liselerine dahi sıçrayan yasak bugün hala devam etmekte milyonlarca insanı mağdur etmektedir.


Yine 28 Şubat sürecinde ‘Siyasi hayatıma mal olsa da bunu gerçekleştireceğim’ diyen Mesut Yılmaz’ın imzasıyla kabul edilen 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulaması ile İmam Hatip’lerin orta kısımları kapatıldı. 28 Şubatçılar İHL’lerin önünü kesmek adına zaten keşmekeş içindeki eğitim sistemini daha da büyük bir kaosa sürüklemekten çekinmemişlerdi. İHL karşıtlığı o boyuttaydı ki, adeta tüm meslek liselerinin cezalandırılmasına dönüşmüştü. Aynı süreçte Kemal Gürüz’lü YÖK yönetiminin 1998 yılında hayata geçirdiği katsayı düzenlemesi de İHL’ler ve İHL’lerle birlikte tüm meslek liseleri için öldürücü darbe oldu. Böylece başta İmam Hatip Liseleri olmak üzere meslek liselerinde okuyan genç bir nesil, ideolojik saplantılar nedeniyle milli ve manevi değerlerden ve altın bilezik olarak adlandırılan bir meslekten yoksun duruma düşürüldü.


Bu yıllarda tam anlamıyla bir hukuk mücadelesi veren imam hatipler, ÖNDER rehberliğinde seslerini duyurmaya çalıştılar. Adliye salonlarında, düzenlenen basın toplantılarında, meydanlarda miting alanlarında, Ankara’da siyasi yetkililerle yapılan görüşmelerde dertlerini anlatıp, itirazlarını sundular. Dilekçe yazdılar, rapor hazırladılar, slogan attılar… Önder yetkilileri yeri geldi gözaltına alındı, yeri geldi hapse atıldı, yeri geldi joplandı. Ellerinden gelenin fazlasını yapmaya azmetmiş, öğrenciler, veliler, öğretmenler, bu okulları kendi evleri gibi benimseyen halk ve diğer birkaç sivil toplum örgütüyle birlikte sıkıntılara göğüs geren ÖNDER, 11 Mayıs 1997’de Sultanahmet’te 1 milyona yakın kişinin katıldığı bir miting gerçekleştirdi. “İmam Hatiplerime Dokunma” sloganıyla Türkiye tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir kalabalıkla yapılan mitinge İstanbul dışından da insanlar katılmış, böylece Türkiye’nin diğer illerinde aynı amaçla yapılacak pek çok mitingin de fitili ateşlenmişti.


Bütün Türkiye’de çığ gibi büyüyen tepkiler Eyüp Sultan’da bir buçuk yıl süren sabah namazlarında dualara dönüştü. İmam Hatipliler ve İmam Hatiplere gönül verenler her hafta Eyüp’te sabah namazında bir araya geldi.


Sınırları Aşmak


Önder bir yandan tepkisini her mecrada ortaya koyarken bir yandan da imam hatip öğrencilerinin geleceği için çözüm arayışlarına girdi. Katsayı adaletsizliği ve başörtüsü sorunuyla mağdur olan öğrenciler önce hayır sahiplerinin sağladığı burs imkanlarıyla özel üniversitelere yazdırıldı. Türkiye genelinde büyük bir yankı bulan “Bu Yıldızlar Sönmesin” kampanyası ile yüzlerce öğrenci özel üniversitelerde eğitime başlamıştı başlamasına ama bu sefer de ülkede ekonomik kriz baş göstermiş, böylece burs imkanı azalmış, sonunda özel üniversitelere de sirayet eden başörtüsü yasağı ise işin tuzu biberi olmuştu. Yeniden en başa dönen çözüm arayışları farklı kapıların aralanmasını beraberinde getirecekti. Önder, bu aşamada yurtdışında eğitim imkanı için çalışmalara başladı ve 12 kız öğrenciyi Avusturya’nın Viyana şehrine göndererek hem yurtlarında mağdur olan imam hatipler için eğitim imkanı yarattı, hem de Önder misyonunun yurtdışına açılmasını sağladı. Wonder işte bu gayretlerin meyvesi olarak doğdu ve Önder’in Almanya, Bosna, Bulgaristan, Romanya gibi ülkeleri de halkaya dahil etmesiyle sürecek yurtdışı yolculuğu başlamış oldu.


Önder artık mağdur öğrencilerin sığınağı olmuş onların eğitimleri için alternatif yollar üretmiş bir yandan da yurt genelinde imam hatiplerin hamisi misyonunu dolduracak çalışmalar yapmıştı. 2006 yılına gelindiğinde uzun yıllar derneğin genel başkanlık görevini sürdüren İbrahim Solmaz’dan bayrağı devralan Yusuf Ziyaettin Sula ile yeni bir döneme girildi. Dernek merkezini Fatih’ten Cağaloğlu’na, Hacı Beşir Ağa Medresesi’nin tarihi mekanına taşıyan Önder, burada önceki çalışmalarını devam ettirmenin yanında yayın faaliyetlerine de ağırlık verdi. İslam’ın Kutsal Değerleri, Dünya Ordularında Din Subaylığı, Dünya Hastanelerinde Din Hizmetleri, İngiltere’de Din Eğitimi ve Türkiye Mukayesesi isimli 4 rapor çalışmasına imza atan Önder, tartışmaya açtığı konularla uzun süre gündem oluşturdu.


28 Şubat sürecinin yol açtığı yıkım Türkiye’de halkını karşısına alan bir yönetim şeklini doğurmuştu. 2002 yılında Ak Parti’nin iktidara gelmesiyle normalleşme sürecine girildiyse de özelde İmam Hatipler’i hedef alan olumsuz uygulamalar ortadan kalkmış değil. Hala yaşanmaya devam eden mağduriyetlere karşı sağlam bir tavır sergilemek için Türkiye’nin her yerinde teşkilatlanmasını tamamlayan Önder her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği bölge toplantılarıyla imam hatip liselerinin ve mezunlarının dertlerini dinliyor ve çözümleri için çalışıyor. Bu yıl 5.incisi gerçekleşen İmam Hatipler Kurultayı organizasyonu ile Tüm Türkiye’deki imam hatiplileri ve imam hatip gönüllülerini bir araya getiren Önder, geride bıraktığı yarım asırlık mazisinden güç alarak nice 50 yıllara diyor ve tüm dünyaya model olan İmam Hatip Liselerinin yaşatılması için var gücüyle çalışmaya devam ediyor.

 
YORUM GÖNDER  |  YAZIYI GÖNDER  |  YAZDIR

YAZININ YORUMLARI

seyrani (21/01/2010 18:37:01)
haklısınız bu savaş daha çok sürecek gibi gözüküyor ama bu engellemeler çok öncelerden başladı biliyoruz ama asla başarılı olamayacakalr şimdi görüyorumki daha iyi günlerdeyiz şuanda eskiye nazaran çok şey degişti ben bunu sizlergibi kardeşlerimizin dua larına baglıyorum bu güzel günleri selam ile kalın






İMAM-HATİP LİSELERİ MEZUNLARI MENSUPLARI DERNEĞİ
Kuruluş : 1958 ALEMDAR MAH. HÜKÜMET KONAĞI SOK. NO:7

(İstanbul Valiliği Sokağı, Hacı Beşir Ağa Camii Külliyesi)

34110 CAĞALOGLU / İSTANBUL TEL: 0212 519 09 53-519 12 76-519 12 77
FAKS: 0212 519 09 57